Ahududu, sürekli olarak uzun yıllar bitki üzerinde kalan sürgünlere sahip değildir. Kök boğazında bulunan adventif tomurcuklardan süren kök sürgünleri önce otsu karakterde gelişirler daha sonra odunlaşırlar. Bu gelişim ilkbahardan sonbahara kadar devam eder. ikinci vejetasyon yılında bu sürgünler, az odunlaşabilen yan sürgünler meydana getirerek dallanırlar. Bu yan dalların uçlarında veya koltuklarında çiçek salkımı oluşmaktadır. Çeşitlere bağlı olarak sürgünler ve yapraklar üzerinde az veya çok dikensi tüyler bulunmaktadır.

Genç sürgünler yaz ortasına kadar ana bitki tarafından beslenmekte, daha sonra sürgünler kendi köklerini oluşturarak ertesi ilkbaharda ana bitkiden bağımsız olarak kendilerine yeterli hale gelmektedir. Yaşlı dallar o yılın sonunda ölmekte ve kök bağlantısı sona ermektedir.

 

 

Ahududu kökleri genelde sathi olarak gelişir ve çoğunlukla ilk 40 cm.lik toprak alanına yayılırlar. Ahududu sürgün gelişmesi ortalama hava sıcaklığı +5°C’yi bulduğu zaman başlamaktadır. Bir çok odunsu meyve ağaçları gibi sürgün gelişimi ve çiçeklenme meyve gelişimi ile rakip durumdadır. Yaz aylarında meydana gelebilecek kuraklık genç sürgünlerin oluşumunu baskı altına almakta ve ertesi yılın verimini düşürmektedir. Bazı çeşitlerin genç sürgünleri daha ilk yılda dallanmaya karşı eğilimli olup bun­larda ertesi yıl yeni bir dallanmaya karşı meyveler meydana gelir. Apikal dominansiyi kaldıracak şekilde genç sürgünlerin tepe tomurcukları alınırsa o yıl içersinde bütün yan sürgünler oluşabilmektedir.

 

Ahudududa kış dinlenmesine giriş sonbahardaki hava koşullarına bağlıdır. Kış dinlenmesi en yüksek noktasına Kasım ve Aralık aylarında erişmektedir. Sürgünler tam pişkinleşmeden yaprak dökümü olursa kış donlarından zarar görme olasılığı artmak­ladır.

Kırmızı ahududularında meyve tomurcuğu farklılaşması sürgün ucundan aşağıya doğru ilerlemektedir. Bu durum siyah ve mor ahududu çeşitlerinde daha az belirgindir. Çiçek salkımında önce en uçta bulunan çiçek açılmakta ve daha sonra bazaldakilerden bir tanesi açarak düzensiz ve spiral bir şeklinde diğerleri daha yavaş olmak kaydıyla bunu takip etmektedir. Kırmızı ahududularda ürün veren tomurcuklar donlardan zararlanacak olursa sekonder ve tersiyer tomurcuklardan süren lateraller de meyve üretebildiklerinden bu özellikleri ürünün emniyetini sağlamaktadır.

Çiçeklenme ekolojik faktörlere bağlı olarak değişmektedir. Genel olarak Mayıs ayının ikinci haftasına rastlamaktadır. Çiçeklenme süresi ilk meyvenin olgun­laşmasından kısa bir süre öncesine kadar devam etmektedir. İlk meyve olgunlaşması ise Haziran ayının ikinci haftasıdır. Ahududunun çiçek tertibi tipik 5'li düzendedir. Çiçek formülü S5P5A00C00 şeklindedir. Genel olarak erselik çiçek yapısındadırlar. Kırmızı ve siyah ahudu­du çeşitlerinin çoğu kendi kendini dölleyebilme yeteneğindedir. Mor ahududularda ise kendine uyuşmaz tiplere daha çok rastlanmaktadır. Bunun nedeni hibrit oluşlarıdır. Normal olarak kırmızı ve siyah ahududuları kendine verimli olup tozlanma için değişik çeşitlerin bir arada dikilmesine gerek yoktur. Tozlanma arılar ve böcekler vasıtasıyla olmakta, çiçeklenme döneminde arı kovanlarının bahçeye konulması tavsiye edilmek­tedir.

Çiçekler 5 gün süre ile döllenme kabiliyetini muhafaza eder. Bazı durumlarda kendi kendini dölleme tam olmayabilir. Meyve ekseni üzerindeki üzümcüklerin bir kısmı iyi gelişemez. Kolay parçalanan taneler döllenme noksanlığının bir işaretidir. Tek ürün veren bütün çeşitler sonbaharda meyve veren çeşitler gibi ikinci kez çiçek açmaya meyillidirler. Ancak bunların çiçek açmalarını sağlayan faktörler her yıl aynı şekilde etkili olmayabilir.

Ahududunda meyvelerin olgunlaşması sürgünlerin ucunda açan çiçeklerden başlayarak daha sonra yan sürgünlerdeki en son açan çiçeklerle son bulmaktadır. Ahudududa tomurcukların sürmesinden itibaren +5°'C'nin üzerindeki etkili sıcaklıklar toplamının en az 690°C olması halinde ilk olgunlaşma başlamaktadır. Birim alandan alınacak olan ürün miktarı üzerine bir çok faktör etki yapmak­tadır. Bu faktörler; metrekaredeki sürgün sayısı, meyve yan dal sayısı, yan daldaki meyve sayısı ve meyve büyüklüğüdür.

Kalın sürgünler ince olanlara göre daha fazla ürün taşırlar. Ahududu meyveleri çok sayıda üzümcüklerin birleşmesinden meydana gelmiştir. Meyveler,  birleşik salkım şeklindedir. Olgunlaşma esnasında ahududu meyve sapından hafifçe ayrılmaktadır. Hasat sırasında parmak arasında hafif bir çekme ile meyve sapından ayrılırlar. Ahudu­duda uzun konik, basık yuvarlak ve kısa konik olmak üzere meyve ve meyve sapı şekilleri vardır.

Ahududu çeşitleri meyvelerin renklerine göre kırmızı renkli ahududular, mor renkli ahududular, siyah renkli ahududular ve sarı renkli ahududular olmak üzere  dört grup altında toplanmaktadır.

Dünya üzerinde yetiştiriciliği en yaygın olan grup kırmızı renkli olan ahududu grubudur. Çok geniş ve üstün adaptasyon yeteneğinde olan kırmızı renkli ahududular daha çok tercih edilmektedir. Diğer renkteki çeşitlerin de ekonomik önemi vardır ancak gerek ülkemizde gerekse diğer ülkelerde henüz deneme aşamasındadırlar.

Mor renkli ahududu çeşitleri hastalık ve zararlılara karşı çok daha dayanıklıdırlar. Çok kuvvetli gelişme gösteren bu ahududular mayhoş bir tada sahip olduklarından daha çok reçel yapımında değerlendirilmektedirler.

Siyah renkli ahududu çeşitleri son derece stabil bir tada sahip olup oldukça standart ve düzgün şekilli meyve verirler. Renkleri itibariyle tüketicilerin tercihine bağlı olarak pazarlanabilme durumları az çok sınırlı kalabilir veya kalmaz. Bazı bölgelerde “siyah takke” olarak isimlendirilen bu ahududu çeşitleri yaygın olarak halk tarafından da tercih edilmektedir. Kırmızı çeşitler kadar dayanıklı olamayan bu çeşitlerin hastalık ve zararlılara karşı töleransları da zayıftır.

Sarı renkli ahududu çeşitleri ev bahçelerinde hobi amaçlı ve yerel pazarlara sunulmak üzere yetiştirilebilir. Meyveleri son derece yumuşaktır ve bitki başına verimleri de düşüktür.  

Günümüzde tanınmış ahududu çeşitleri uzun yıllar süren seleksiyon ve ıslah çalışmaları sonucu elde edilmişlerdir. Bunların içersinde yılda bir ürün verenler olduğu gibi iki kez ürün verenler de bulunmaktadır. Ahududu çeşitleri dik ve yatık gelişme durumuna göre de birbirlerinden ayrılmaktadır. Yetiştiricilikte çeşitlerin bu durumları dikkate alınarak terbiye ve destek sistemleri geliştirilmiştir.

Yüzlek kök sistemine sahip olan ahududu bitkisinin toprak üstünde kalan kısmı 2 yıllık iken toprak altı kısımları aktif gelişmelerini sürdürerek bitkinin hayatı boyunca canlı kalırlar (Şekil 3). Yeni oluşan sürgünler (Primocane) ilkbahar aylarında kökler üzerindeki gözlerden veya yaşlı dalların dip kısımlarında yer alan gözlerden çıkar. Birbirine benzeyen bu sürgünler yaz sonlarına doğru veya sonbahar aylarında çiçek tomurcuklarını oluşturmaktadır. Bir sonraki yıl bu sürgünlere 2 yaşlı dal (Floricane) denir ve   ilkbahar sonları ile yaz başlarında yan dallarından meyve verirler (Şekil 4).  Bu şekilde meyve verme döngüsüne sahip ahududu çeşitlerine yazlık veya Floricane meyve veren çeşitler denir. Meyve verdikten sonra bu sürgünler ölmektedir.

Ahududu çeşitlerinin bir kısmı ise yeni meydana gelen yıllık sürgünler üzerinde meyve verebilme yeteneğindedir. Bu özelliğe sahip çeşitlere ise sonbaharda meyve veren, yediveren  veya Primocane meyve veren çeşitler denir. Bu çeşitlerde yeni oluşan sürgünler belli bir boğum sayısına ulaştıktan sonra sürgün ucu çiçek oluşturma moduna döner ve çiçek gözleri meydana gelir. Bu olayın ardından yaz aylarında çiçeklenme ve sonbaharda da meyve tutumu gerçekleşir.  Kış aylarında meyve vermiş olan bu sürgünler budanarak çıkarılmazsa sonraki ilkbaharda Floricane olurlar ve bir önceki yıl büyümeyip meyve vermeyen yan tomurcuklardan sürgünler meydana gelir ve üzerlerinde meyveler oluşur.

Şekil 3. Olgun bir ahududu bitkisinin 2 yıllık hayat döngüsünün genelleştirilmiş hali

5. EKOLOJİK İSTEKLERİ 5.1. İklim Ahududu yetiştiriciliğinde bol güneş alan, rüzgardan korunmuş, toprak neminin yeterli olduğu, nisbi rutubeti yüksek olan, yazları serin, hasat zamanı yağmur almayan ve kışları ılık geçen en uygun yetiştiricilik alanlarıdır. Kış soğuklama ihtiyacı olarak 7°C'nin altında geçen süre en az 800 saat olmalıdır. Yazlan sıcak ve kurak , rüzgarlı geçen yerlerde vegetatif gelişme geriler, mey­veleri küçük ve çok çekirdekli olur. Hasat öncesi şiddetli sıcaklıklar meyvelerin olgun­laşmadan yumuşamasına neden olmaktadır. Ahududu sürgünleri sonbahara ne kadar pişkin girerlerse kış soğuklarından o kadar az zarar görürler. Erken süren çeşitlerde İlkbahar geç donları geç sürgünlerin zararlanmasına neden olabilmektedir. Çiçeklenme dönemi sürekli görülen sisler tozlanma ve döllenmeyi güçleştirir. Hasat döneminde kuvvetli ve sürekli rüzgarlar meyvelerin dökülmelerine neden olur­lar. Kuvvetli rüzgarlar toprağı çabuk kurutur, dalların ve yaprakların fazla miktarda terlemesine ve su kaybetmesine neden olurlar. Bu durum olgunlaşmadan kısa bir süre önce olursa meyveler su noksanlığından zarar görür kuruyabilir ve dökülebilirler. Ahududu plantasyonlarında toprak işleme yapılırken çok dikkatli olmalıdır. Kök boğazı yaralanınca rüzgardan kolayca kırılır. Ahududu yara, yerlerinde kallus oluşumu çok zor olduğu için yaralanan dallar bir kaç gün içersinde tamamen solar ve ölürler. Yetiştiricilikte hafif meyilli alanlar hava sirkülasyonu sağlaması bakımından ya­rarlıdırlar. Meyilli alanlarda kontur dikim yapılmalıdır. ilkbahar geç donları riski olan yerlerde kuzey yöneyler seçilmeli böylece çiçeklenme geciktirilmelidir. Şiddetli rüzgar alan yerlerde ahududu bahçesinin sıralarını rüzgar yönünde tesis etmek rüzgar zararının önlenmesi bakımından önemlidir. Hafif eğimli yerler sis, don ve su birikmesinin en aza indirilmesi açısından ahudu­du yetiştiriciliğine daha uygun olan yerlerdir. Ahududu çeşitleri güney bölgelere iyi uyum göstermez. Çünkü birçok ahududu çeşidi nispeten yüksek soğuklama ihtiyacı vardır ve aşırı yüksek yaz sıcaklıklarını da tölere edemezler. Kırmızı renkli ahududu çeşitlerinin çoğu yüksek sıcaklıklarda iyi performans gösteremez. Bu bitkinin hem kökleri hem de sürgünleri yüksek sıcaklıklara son derece hassastır. Araştırmalara göre optimum yaprak sıcaklığı 18-21°C ye yakın olması gerekirken kökleri 24-27°C’ye kadar iyi gelişme gösterir. Sıcaklık stresi boyunca hava ve toprak sıcaklığı optimumun üzerine çıkarsa bitki için gerekli olan besin maddelerinin üretildiği fotosentez olayı durdurulur. Bu olay bitki ve meyve büyümesini etkileyebilir. Aynı zamanda bitki bünyesine birikecek olan ve kış aylarında kullanılacak yedek besin madde miktarını da azaltır. Ahududuların yaşaması için kış soğuklarının iki kritik yönü vardır. Bunlar soğuklama ihtiyacının giderilmesi ve sert soğuklardır. Diğer bir çok meyve türlerindeki gibi yaz sonları ve sonbahardaki kısa soğukluklar ahududu bitkisinin gelmekte olan kış mevsimine hazırlar. Sürgünler büyümelerini durdurur ve soğuk kış sıcaklıklarına izin verecek fizyolojik değişimlere doğru giderler. Bu duruma soğuğa dayanım denir. Bazı ahududu çeşitleri kışın en soğuk periyotlarında -29°C’ye dayanabilme yeteneğindedir. Düşük sıcaklıkların zararlı etkisi soğuklama giderildikten sonraki kış sonlarında ve ahududu bitkilerinin daha fazla dinlenmede kalmadığı erken ilkbahar aylarında meydana gelebilir. Çiçek veya meyvelere gelen sıcaklık 4°C’nin altına düşünce çiçeklerin zararlanır. Kış soğuklarının çok alt değerlere düşmediği Karadeniz Bölgesinde önemli olan bu düşük kış sıcaklıklarının süresine bakılmalıdır. Ayrıca, optimum düşük sıcaklıkların süresi de son derece önemlidir. Ahududularda dinlenme sonrası normal bir gelişmenin sağlanması bakımından dinlenmenin kısalması için daha uzun bir zamana ihtiyaç vardır. Ahududu çeşitlerinin bir çoğu 3-10 °C arasında en azından 800-1800 saat soğuklamaya ihtiyaç duyarlar. Kış boyunca kesikli olarak gerçekleşen sıcak ve soğuk periyotlar sürekli soğuklama sıcaklığı altında bulunanlara göre çok daha yüksek soğuklama süresine ihtiyaca neden olur. 15°C’nin üzerindeki sıcaklıklar soğuklama miktarının birikmesini ters (geri) çevirebilir ve donma veya donmaya yakın sıcaklıklar da ilave soğuklama birikimine ihtiyaçla sonuçlanabilir. Soğuklama birikimini geri çeviren sıcaklıklar bazı bölgelerde sonbahar ortası ile kış aylarında nispeten yaygın olarak meydana gelir. Soğuklama ihtiyacının yeterince karşılanamaması yan tomurcuklardaki uyanmanın zayıf olmasına sebep olur. Bu durum genelde kör göz oluşumu olarak bilinir ve verimin azalmasına sebep olur. Soğuklama değeri ekolojiye göre değişir. Dolayısıyla hangi bölgede hangi ahududu çeşidinin yetişebileceği çeşitlerin soğuklama ihtiyacına ve o bölgenin soğuklama miktarına bakılarak belirlenmelidir. 5.2. Toprak ideal ahududu toprağı derin, geçirgen, su tutma kabiliyeti yüksek organik mad­dece zengin olmalıdır. Toprak reaksiyonu ekstrem olmadığı sürece önemli değildir. Hafif asit karakterli topraklar (pH=5.5-6) en uygun alanlardır. Yüksek pH demir ve man­gan alımını engeller. Ahududu kökleri saçak kök yapısında olup toprağın 40-60 cm. derinliğine kadar gidebilirler. Üzümsü meyveler içersinde en fazla toprak nemi isteyen türdür. Ahududu çok ağır, drenajı bozuk ve kumsal topraklardan hoşlanmazlar. 6. ÇOĞALTMA 6.1. Kök Sürgünü İle Çoğaltma Kırmızı ahududular bir yaşlı kök sürgünleri ile çok kolay çoğaltılır. Kök sürgünlerin sökümünde ana bitki kökünden bir parçanın da alınmasına dikkat edilmeli­dir. İlkbaharda yeni çıkan dip sürgünleri de sürmelerinden kısa bir süre sonra 8-10 cm. boyuna eriştiklerinde sökülebilirler. Böyle sürgünler serin ve nemli havalarda sökülüp dikilmeli ve can suyu ile iyice sulanmalıdırlar. Kök sürgünü oluşumu bitki köklerinden bulunduğu yerlerin çapa veya kürekle karıştırılması ve köklerin kesilmesi ile hızlandırılmış olunur. Sokum işi kök sürgününün etrafı kazılarak yapılmalı, topraktan çekilip çıkarılmamalıdır. Kök sürgünleri dinlenme mevsiminde sökülmelidir. Meyve üretimi için kurulan, ahududu bahçesinden kök sürgünleri ile fidan üretimi yapılması durumunda aşağıdaki olumsuzlukları beraberinde getirmektedir. Bahçe içersinde İlkbaharda henüz küçük olan ahududu fidanları alınması gere­kirken fidan temini amacıyla yılı boyu bahçede tutulmakta böylece bitki besin mad­deleri fazladan harcanmakta meyve verim ve kalitesinin düşmesi yanında gelecek yıl meyve verecek olan sürgünlerin gelişmesi gerilemektedir. Gelecek yıl meyve verecek olan sürgünlerin havalanma ve güneşlenmesi sıklıktan dolayı engellendiği gibi mantari hastalıkların artmasına ortam hazırlanmış olu­nur. Kış aylarında fidan sokumu sırasında verim amacıyla kalacak olan sürgünlerin kökleri yararlanmakta ve topraktan bulaşan hastalıkların artmasına zemin hazırlanmış oluruz. Bu tarz fidan elde edilmesinde sağlıklı ve kuvvetli sürgün elde edilemediği için bunlarla tesis edilen bahçelerde verim ve kalite düşmektedir. Fidan elde edilmesi amacına yönelik olarak damızlık ahududu bahçesi tesis edilmeli, bakım, gübreleme, sulama, hastalık ve zararlılar yönünden gerekli önlemler alınmalı, kullanılan aletler de dezenfekte edilmeli, meyve dalcıkları henüz çiçekte iken kesilip uzaklaştırılmalı ve 4-5 yılda bir fidanlık yeri değiştirilmelidir. Siyah ve mor ahududular çok az kök sürgünü verdiklerinden bu yolla çoğaltılmaları pratikte kullanılmaktadır. 6.2. Daldırma ile çoğaltma Siyah ve mor ahududu çeşitlerinin çoğaltılmasında kullanılan bir yöntemdir. Uç dallandırmasında köklenme bükülerek, toprağa sokulan yıllık sürgün, uçlarında mey­dana gelir. Köklenen çubuğu ana bitkiden 15-20 cm. uzunlukta kesmek gerekir. 6.3. Yaprak - Göz Çelikleri ile Çoğaltma Siyah ahududular yaprak - göz çelikleri ile de çoğaltılabilir. Bu metotla kökler aşağı yukarı 3 haftada çıkarırlar. Çelikler yaz başlarında alınmalı ve çok nemli bir or­tamda veya şişleme yöntemiyle köklendirilmelidir. Yaprak - göz çelikleri, bir yaprak ayası, yaprak sapı ve üzerinde göz bulunan kısa bir dal parçasından ibarettir. Burada yaprak sapının alt tarafında bulunan göz, gerekli sürgün oluşumunu sağlanmaktadır. Yaprak göz çeliklerinin uzunlukları 15-18 cm. civarında olup yeni gelişmiş yap­raklardan hazırlanmalı ve alt kısmındaki sürgün üzerinde üç göz bulunmalıdır. 6.4. Kök Çelikleri ile Çoğaltma Kırmızı ahududuları ayrıca kök çelikleri ile de çoğaltılabilmektedir. Kök çelikleri ilkbahar gelişme periyodu başlamadan önce, köklerin depo maddeleriyle çok zengin olduğu sonbahar veya kış aylarında 2 mm. veya daha kalın köklerden 5-10 cm. boy­larında hazırlanırlar. Sıcak seralarda nemli bir ortamda 3-5 cm. derinliğinde dikilerek köklerin oluşması sağlanır. Kök çelikleri iki ve daha yaşlı bitkilerden alınır. Bunlara ilaveten son yıllarda meristem ve sürgün ucu kültürü de ahududunun çoğaltılmasında kullanılmaktadır.

1. SAYFA       3. SAYFA