ÇAYIN TARİHÇESİ
Çay bitkisinin botanikte
kabul edilen adı Camellia sinensis (L) O. Kuntze'dir. Morfolojik farklılık
gösteren 3 tipi bulunmaktadır. Bunlar: a) Çin Çayı (Camellia sinensis),
b) Assam çayı (Camellia assemica), c) Kambodia Çayıdır (Camellia cambodia).
Yaprağını dökmeyen çay bitkisi, doğada büyümeye bırakıldığında bir
ağaç görünümünü alır. Uzun ömürlü olan çay bitkisinin, kültüre alındığında
ise 100 yıl yaşadığı bilinmektedir.
Çay bitkisinin anavatanı üzerinde birbirinden
farklı yazı ve söylentiler bulunmaktadır. Kimilerine göre çayın anavatanı
Çin’in Güneybatı Bölgeleri, kimilerine göre de Hindistan’ın Kuzeybatı
bölgeleridir. Ancak çayın çok eski bir kültür tarihine sahip olduğu
hususunda görüş birliği bulunmaktadır.
Türkiye’de Çayın
Tarihçesi, Ekonomideki Yeri ve Gelişimi

Türkiye’de çay üretmek
için ilk girişim l888 yılında yapılmıştır. Bu girişimle ilgili bilgiler
1892 yılında yayınlanan “Coğrafyayı Sınai ve Ticari” adlı kitapta yer
almaktadır. Söz konusu yazılı kaynakta; zamanın Ticaret Nazırı Esbak-ı
İsmail Paşanın aracılığı ile Çin’den çay fidanları ve tohumlarının
getirildiği ve getirilen bu tohum ve fidanların Bursa ilinde denendiği,
ancak çay fidanlarının gelişme göstermediği, aynı çabanın 1892 yılında
tekrarlandığı ve ekolojik koşulların çay yetiştiriciliğine uygun olmaması
nedeniyle her iki denemeden de sonuç alınamadığı belirtilmektedir.
Çay tarımı ile ilgili ilk önemli girişim
ise 1917 yılında olmuştur. Batum ve çevresinde incelemeler yapmak üzere,
bölgeye aralarında Halkalı Ziraat Mektebi Alisi Müdür Vekili Ali Rıza
ERTEN’in de yer aldığı bir heyet gönderilmiştir. Yapılan inceleme sonucu
hazırlanan raporda, Batum ile benzer ekolojiye sahip Doğu Karadeniz
Bölgesinde çay ve narenciye bitkilerinin yetiştirilebileceği belirtilmiştir.
1. Dünya savaşından sonra bölgede yaşanan
ekonomik ve sosyal bunalımlar, işsizlik dolayısıyla meydana gelen aşırı
göç, bölge insanına gelir kaynağı ve iş alanları yaratılmasını zorunlu
hale getirmiştir. Bölgede yaşanan işsizlik, göç ve ekonomik sorunların
çözüme kavuşturulması için, 1917 yılında hazırlanan Rapor da dikkate
alınarak, TBMM’nde 1924 yılında, Rize ili ve Borçka Kazasında Fındık,
Portakal, Mandalina, Limon ve Çay yetiştirilmesine dair 407 Sayılı
Kanun kabul edilmiştir. Çay tarımı bu Kanun ile yasal güvenceye kavuşturulmuştur.
Bu Kanuna göre başlatılan çay üretimi çalışmalarının yürütülmesinde
Ziraat Umum Müfettişi Zihni Derin görevlendirilmiştir.
1924 yılından 1937 yılına kadar yapılan çalışmaların olumlu netice vermesi
ile Batum’dan 1937 yılında 20 ton,1939 yılında 30 ton çay tohumu, 1940 yılında
40 ton çay tohumu ithal edilerek çay bahçesi tesisi çalışmalarına başlanmıştır.
Mart 1940 yılında çıkartılan 3788 Sayılı
Çay Kanunu ile çay tarımı ve üretimi, Girdi ve Kredi sübvansiyonları
ile önemli ölçüde desteklenmiş, ayrıca bahçe tesis edeceklere arazi
vergisi bağışıklığı ve çay bahçesi ruhsatnamesi alma zorunluluğu getirilmiştir.
Bu Kanun yayınlanmasından sonra çay tarım alanları hızla genişlemeye
başlamıştır. 1950-1960 yılları arasında tesis edilen çay bahçesi alanı
137.000 dekar üretici sayısı 63.500 kişiye, 1960-1965 yılları arasında
ise çaylık alan 214.000 dekar üretici sayısı ise 100.000’e ulaşmıştır.
İlk çay fabrikası, 1947 yılında, 60 ton/gün
kapasiteli, Rize Fener Mahallesinde, Merkez Çay Fabrikası adı altında
işletmeye açılmıştır. Çay tarım alanlarının ve yaş çay yaprağı üretiminin
artması çay işleme fabrikalarının sayısının da giderek artmasını zorunlu
kılmış, 1973 yılında, kurulan yaş çay işleme fabrika sayısı 32’ye,
1985 yılında ise 45’e ulaşmıştır.
1963 yılına kadar ithalat ile karşılanan
iç tüketim talebi 1963 yılından sonra yurt içi üretim ile karşılanmaya
başlanmıştır.
Türkiye de çay tarımı ve sanayi faaliyetleri
1938-1948 yılları arasında Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumunca, 1949-1973
yılları arasında ise Tekel Genel Müdürlüğü ve Tarım Bakanlığı işbirliği
ile sürdürülmüştür. Çay tarımı ve sanayisinin ekonomik ve sosyal yönden
daha etkin hale getirilmesi amacıyla 1971 yılında 1497 sayılı Çay Kurumu
Kanunu çıkarılmış, çıkarılan bu Kanun ile çay ile ilgili tüm faaliyetler,
bir İktisadi Devlet Kuruluşu olarak kurulan Çay Kurumuna devredilmiştir.
1973 yılında fiilen faaliyete geçen Çay Kurumu, 1983 yılında çıkartılan 2929
Sayılı Kanunla “Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü” (Çay-Kur) adı altında bir
Kamu İktisadi Kuruluşuna dönüştürülmüştür. Bu Kanun 233 Sayılı KHK ile tadil
edilmiştir.
1973 yılından 1984 yılına kadar, Çay-Kur,
ülkenin tarım politikasına uygun olarak çay tarımını geliştirmek, kalitesini
ıslah etmek ve işlenmesini teknik esaslara göre yürütmek, iç ve dış
Pazar isteklerine uygun ürün üretmek gibi konularda tekel konumunda
faaliyetlerini sürdürmüştür.
1984 yılına kadar devlet tekeli altında
sürdürülen çay işletmeciliği Aralık 1984 tarih ve 3092 sayılı “Çay
Kanunu” ile serbest bırakılmıştır. Kanunun 1. Maddesinde; gerçek ve
tüzel kişilerin yaş çay işleme ve paketleme fabrikaları kurup işletebilecekleri,
ihtiyaçları olan yaş çay yaprağını doğrudan üreticilerden satın alabilecekleri
belirtilmiştir. Aynı Kanunun 3. Maddesiyle de 3788, 4223 ve 6l33 Sayılı
Kanunların çayla ilgili hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.
1982 yılında Kamu İktisadi Kuruluşu (KİK)
niteliğine dönüştürülen Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü, 1994 yılında
çıkartılan 4046 Sayılı “Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine
ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanunun” 35. maddesi gereğince, İktisadi Devlet Teşekkülü (İDT)
statüsüne alınmıştır.
Bugün, sektörde Çay-Kur’un 46 adet yaş
çay işleme fabrikası, 3 adet paketleme fabrikası, özel sektörün ise
1’i kooperatif fabrikası olmak üzere, 230 adet yaş çay işleme fabrikası
bulunmaktadır. Çay-Kur’un işleme kapasitesi 6.760 ton/gün, özel sektörün
işleme kapasitesi ise tahmini 8.746 ton/gündür. Sektörde toplam 15.506
ton/gün işleme kapasitesi mevcuttur
2.
sayfa