Tatlı şarap, tatlı üzüm suyu ve jel üretiminde kullanılmaktadır. Meyveli labrusca tadından dolayı tercih edilir ve tatlı üzüm olarak bilinir. Taze olarak tüketilebilen bu üzüm çeşidi reçel yapımında da kullanılmaktadır. Kabuk kısmında çatlama meydana geldiği, hasat öncesi kabuklarının aşırı derecede taneden ayrılması ve çok çekirdekli oluşundan dolayı taze tüketimdeki kullanımı biraz sınırlı kalmıştır.  

Catawba : Amerika Birleşik Devletleri’nde yetişmekte olan yerli üzüm çeşididir ve Vitis labrusca L’nin doğal olarak melezlenmesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Bakır kırmızı renktedir ve tatlı, beyaz, kırmızı ve gül renkli (pembe) şarapların üretilmesinde kullanılmaktadır. Catawba’dan elde edilen şaraplar tipik foxy tadındadırlar ve bu yönüyle diğerlerinden ayrılırlar. New York’taki şarapçılar bu üzüm çeşidini kullanarak bol miktarda köpüklü şarap üretmektedirler. Catawba’dan yapılan çok tatlı buz-şarabı son derece popülerdir. Mantari hastalıklara karşı Concord çeşidinden daha hassastır. Sofralık çeşit olarak değerlendirilen Catawba, üzüm suyu sanayiinde de kullanılmaktadır. Cincinati’de 1800’lü yıllardan beri yetiştiriciliği yapılmaktadır. Vejetasyon periyodu daha uzundur.

 

Şekil 1. Karadeniz Bölgesi’nde yetişmekte olan İzabella (Beyaz-Siyah) ile Hırtarış üzüm çeşitleri (Foto: Hüseyin ÇELİK).

Karadeniz Bölgesi gibi nemli, yağmurlu ve nispeten soğuk iklime sahip bölgelerde yetişmekte olan bazı üzüm çeşitlerine ait özellikler ve hastalıklara karşı nispi hassasiyetleri Çizelge 2-3’te verilmiştir.                

 

Çİzelge 1. Vitis labrusca kanı taşıyan üzüm tip veya varyeteleri (önerilenler italik yazılmıştır)

 

Vitis labrusca L.

CONCORD FAMİLYASI

 

CONCORD

Antoinette

COTTAGE

CAMBRIDGE

EATON

CHAMPION

EVAHAYES

DRACUT AMBER

LADY

EARLY VICTOR

MARTHA

GREEN MOUNTAIN

MASON’S SEEDLING

HARTFORD

MOORE’S EARLY

IVES

NEW HAVEN

PERKINS

POCKLINGTON

TELEGRAPH

WOODRUFF

VENANGO

WORDEN

Vergennes

Niagara

WYOMING RED

 

 

Vitis labrusca x Vitis vinifera (?)

Catawba

Ulster Prolifie

Diana

Duchess

Iona

Jefferson

Dinkel

DIAMOND

DELAWARE

MOYER

BEAUTY

Isabella

Poughkeepsie Red

Prentiss

 

MAXATAWNEY

 

 

Vitis labrusca x Vitis vinifera

Rogers Hibritleri

Concord Hibritleri

Agawam

Black Eagle

Aminia

Bringhton

Barry

Eldorado

Goethe

Highland

Herbert

Irving

Lindley

Lady Washington

Massasoit

Triumph

Merrimac

Brilliant

Salem

Creveling

Wilder

Croton

Amber Queen

Downing

August Giant

Mills

 

 

Vitis riparia x Vitis labrusca

Taylor Familyası

Taylor Familyası

TAYLOR

MISSOIBI RIESLING

AMBER

MONTEFIORE

ELVIRA

PEARL

FAITH

ROMMEL’S ETTA

GREIN’S GOLDEN

 

 

 

Riparia-Labrusca x Labrusca-Vinifera

BEAGLE

RUBBY

PRESIDENT LYON

ROMMEL

 

 

 

 

 

Türkiye asmanın anavatanı konumundadır. Ayrıca bağcılık kültürü ile şarapçılık bilim ve sanatı da Anadolu’da yaşayanlar tarafından geliştirilmiştir. Tarihi boyunca yaşadığı büyük felaketler, savaşlar, istilalar, göçler ve insan eliyle gerçekleşen tahribatlarla yeşil dokusu ile birlikte toprak örtüsünü de yitiren ve günümüzde adeta çölleşen Anadolu’da, yaklaşık 6000 yıldan buyana bağcılık bütün büyük uygarlıkların en fazla değer verdiği tarım kolu olmuştur. Günümüzde de ülkemiz insanının geçim kaynaklarından birini oluşturmuştur. Bitkisi romanlara konu olmuş, meyvesi olan üzüm ile bereket tanrıları eşdeğer sayılmıştır. Üzüm suyundan elde edilen şarap ise eski çağlardan beri  mistik bir önem taşımıştır. Üzüm, yüksek şeker içeriği dolayısıyla kalori değeri fazla olan bir besin maddesidir. Beslenme değerini oluşturan maddelerin niteliği ve miktarı taze veya işlendikten sonra dönüştüğü ürüne bağlı olarak değişmektedir. Bazı karaciğer hastalıkları ve kansızlığın tedavisinde de etki olan üzüm, içerdiği meyve asitleri ve lifli yapısından dolayı mideye zarar vermeden böbrek ve barsak sisteminin çalışmasını düzenler, kanın temizlenmesine de yardımcı olur. Nem oranı yüksek Karadeniz Bölgesi gibi bağcılık bölgelerinde yetiştirilmekte olan Avrupa üzüm çeşitlerinden (Vitis vinifera) renkli kabuklara sahip olanlarında ve kokulu kara üzüm olarak bilinen İzabella gibi (Vitis labrusca) üzüm çeşitlerinde bol miktarda resveratrol maddesi bulunmaktadır (50-100 mikrogram/1g taze kabuk veya 1.5-3.0 mg/lt kırmızı şarap). Bu maddenin kabukta olması sayesinde nemli bölgelerde yetişen üzüm çeşitlerinin mantari hastalıklara karşı dayanıklılık sağlandığı tespit edilmiştir. Yapılan tıbbi araştırmalar göre antioksidant ve antimutagen özelliğine sahip olan resveratrol, kanser oluşumuna doğru giden hücre değişimlerini bloke etmekte ve istenmeyen dokuların vücutta oluşması engellenmektedir.   

Dünya üzerindeki ölümlerin büyük bir oranını kanser oluşturmaktadır. Resveratrol maddesinin ise kanserden kimyasal olarak korunmada büyük bir potansiyele sahip olduğu bilim adamları tarafından ortaya konulmuştur. Üzümün mucizesi olarak ifade edebileceğimiz resveratrol maddesinin kullanılma zamanının geldiğini hatta geçmek üzere olduğunu söyleyebiliriz. 

Karadeniz Bölgesi sahil kesiminde nem oranının son derece yüksek olması nedeniyle sofralık olarak tüketilen beyaz renkli üzümlerin yetiştirilmesi imkansız olarak ifade edilmektedir. Ancak bu bölgenin doğal üzümü olan İzabella (kokulu üzüm, çilek üzümü, siyah üzüm) yörede aile ihtiyaçlarına yönelik olarak bolca tüketilmektedir. Sofralık olarak tüketilen bu üzümün kabuklarının kalın olması nedeniyle yenilme sırasında kabuğu atılarak sadece et kısmı tüketilmektedir. Şıra, pekmez veya pestile işlenerek tüketildiğinde ise kabuklardaki maddeler bu ürünlere geçebilmektedir. Bu üzümün taze olarak tüketildiğinde kabukları ile beraber tüketilmesinin gerektiği, böylece insan vücudunun kabuklardaki resveratrol maddesinden çok daha fazla miktarda yararlanabileceği belirtilmektedir. İçerdiği besin maddeleri sayesinde güzellik iksiri ve zayıflama rejimlerinde kullanılan üzüm gerçek bir beyin besinidir. Yaz aylarının vazgeçilmez meyvesi ve şifa kaynağı olan üzüm, Amino asitler, B vitaminleri (B1, B2), mineraller, potasyum, magnezyum ve demir içerdiği için bağışıklık sistemini kuvvetlendirmektedir. İçerdiği doğal fruktoz sayesinde vücudun harcadığı enerjinin kısa sürede depolanmasını sağlar ve magnezyum sayesinde insanın iş verimliliğini artırır. Bünyesindeki asitler mideye zarar vermeden böbrek ve karaciğerin çalışmalarını hızlandırır. Yağların erimesine yardımcı olurken vücudun virüslere karşı dirençli hale gelmesini sağlar. Kabuk ve çekirdekleri bağırsak metabolizmasını hızlandırırken  cildin taze ve temiz bir görünüm almasını sağlar. C-vitamini aktivitesini artırır, alerji ve kireçlenmelerde iltihap oluşumunu engeller. Besinlerin parçalanması sonucunda oluşan serbest radikallerin kılcal damarların duvarlarına saldırmasında güçlü bir antioksidant görev üstlenerek düşük yoğunluktaki lipoproteinlerin (LDL) kılcal damarlarda birikmesini engeller, hücrelerde değişim sonucunda tümör oluşumuna izin verebilecek hücre içi moleküller üzerine serbest radikallerin saldırısını bloke eder ve sonuçta kanser oluşumunu engeller .

 

 

2. TÜRKİYE VE

    KARADENİZ BÖLGESİ BAĞCILIĞI

 

Bağcılık bakımından en elverişli iklim kuşağı üzerinde yer alan ülkemiz, çok eski, köklü ve güçlü bir bağcılık kültürüne sahiptir. Ülkemizde çok geniş bir çeşit ve tip zenginliği olduğu için asma gen potansiyeli oldukça güçlüdür.  

 

Bağcılık bakımından %0.48’lik alan ve %0.30’luk üretim ile 8. ve 9. sırada yer alan tarım bölgemizdir. Kastamonu ve Zonguldak bağcılığın yoğun olduğu illeridir. Yazları son derece fazla yağışlı geçen bu bölgedeki diğer illerde ekonomik olarak bağcılık yapılamamaktadır. Özellikle de Rize ile Sinop arasındaki sahil şeridinde aşırı nemden dolayı mantari hastalıklar etkili olmakta ve asma yetiştiriciliği mümkün olmamaktadır. Bu illerde Vitis labrusca L. (Çilek üzümü, Gül üzümü, İzabella, Kokulu üzüm) ağaçlara sarılı, çardak veya binaların balkonlarına verilerek yetiştirilmektedir. Ekonomik önemi olmayan bu üzümün tane kabuğu kalın, asitliği yüksek (ekşi) ve çekirdek sayısı da son derece fazladır (4-6). Son yıllarda bölgede yetişmekte olan İzabella tip ve çeşitleri seçilerek bağ tesisleri başlatılmıştır. Bölgenin sahil kesimi dışında Narince, Çavuş,  Hamburg Misketi, Hafızali, Tilkikuyruğu, Kahta, Kadın parmağı, yapıncak, Aküzüm, Terkabuk, Balbal, Kömüşmemesi, Alfons, Ata sarısı, Italia, Yalova incisi, Kardinal üzüm çeşitleri yetişebilmektedir. Bölge toprakları için kullanılabilecek Amerikan asma anaçları ise orta kuvvetli gelişen erkenci çeşitler için Kober 5BB ve 5C, kuvvetli gelişen orta mevsim çeşitleri için ise 1103 P önerilmektedir.  

 

            Ülkemiz ekonomisinde tarım sektörünün payı azalmasına rağmen bu sektörün önemliliği gün geçtikçe artmaktadır. Tarım sektörümüz içerisinde bağcılık ise alan, üretim, tüketim ve dış ticaret bakımından ilk 5 içerisinde gelmektedir. 36-42° kuzey enlemleri arasında yer alan ülkemizde bağcılık rantabl olarak yapılabildiği için binlerce yıldır halkımızın geçim kaynaklarından birisini oluşturmuştur. Bu yönüyle bağcılık, halkımızın  geçim kaynaklarından biridir. Üretimi yapılan üzümlerin, %31.8’i kurutmalık, %36.9’u pekmez, köfter, sucuk, bastık, %26.7’si taze ve %4.6’sı şaraplık olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, üzüm oldukça farklı şekillerde değerlendirilebilmektedir. Örneğin, taze (sofralık), kurutmalık, taze üzüm suyu, konsantre üzüm suyu (pekmez), şarap, şampanya, kuvvetli şaraplar (Beyaz İspanyol şarabı, Porto, Aparatif şaraplar), destile edilmiş likör (şaraptan ayrılarak yapılır), konyak, armknak, brandy, endüstriyel kullanım alanları (çekirdek yağı, antosiyanin pigmentleri üretimi, etanol üretimi). Bağcılık entansif bir tarım koludur. İşgücü isteği son derece fazladır ve işsizlerin iş bulmasını sağlar. Şarap artıkları önemli bir sanayi hammaddesidir. Bağ, kurak bir bölgede tırfıl tarlasının ¼’ü kadar hayvan yemi ve baltalık ormanın  1/10’u kadar odun verir. Bağcılıkta teknik ve kültürel uygulamaların yapılışında kullanılan alet ve ekipmanların fazlalığı bu sektörün gelişmesini sağlar.

 

            Üzüm hem besleyici hem de sağlık açısından çok yaralı bir meyve türüdür. Bir kilo taze üzümün besin değeri 1150 g süt, 390 g et, 300 g ekmek ve1200 g patatese eşdeğerdir.  Gerçek bir beyin besini olan üzüm, yaz aylarının vazgeçilmez meyvesi ve şifa kaynağıdır. Beyin ve sinir metabolizmasını destekleyen, bağışıklık sistemini kuvvetlendiren önemli B vitaminleri (B1, B2), amino asitler, mineraller, potasyum, magnezyum ve demir içermektedir. İçerdiği doğal fruktoz, harcanan enerjinin kısa sürede depolanmasına yardımcı olur. Bünyesindeki magnezyum insanın iş verimliliğini artırır. Bünyesindeki asitler (tartarik asit, sitrik asit, malik asit, süksinik asit, fumarik, pyruvik, a-oxogkutarik asit, gliserik, glikolik, dimethyl-süksinik asit, shikiminik asit, quinik asit) mideye zarar vermeden böbrek ve karaciğerin çalışmalarını hızlandırır, bu çalışmaları destekler, yağları eritir, vücudu virüslere karşı dirençli hale getirir. kabuk ve çekirdekleri bağırsak metabolizmasını hızlandırır. Dokulardaki suyu da vücuttan attığı için deri daha taze ve temiz bir görünüm kazanır. kabuklarındaki resrevetral adlı madde günümüzde artış gösteren cilt kanserini tedavi etmede kullanılmaktadır. Çağımızın hastalığı olan strese karşı iyi gelmektedir. Öğleden sonra yenilecek bir salkım üzüm veya içilecek bir bardak üzüm suyu vücudu ve beyin hücrelerini zindeleştirmektedir. Yüz güzelliğini artırmak ve korumak isteyen bayanlar da üzümü maske olarak kullanmaktadırlar.

 

Yağ ve azotlu madde içeriği az olan üzüm, diyet ve zayıflama rejimlerinde kullanılmakta ve kür olarak doktorlar tarafından tavsiye edilmektedir. Üzüm ile yapılan bir kür sayesinde insan vücudundaki asitler ve toksik maddeler temizlenmektedir. Üzüm küründe siyah üzüm kullanılır. Doktora danışmadan kür uygulanmamalıdır.

   1. sayfa   3. sayfa